Bookowski TKK Konsept: Amerikan İç Savaşı

By | 15:14 3 comments






 Bookowski Konsept'in 3. konusu Amerikan İç Savaşı. Önce konu hakkında biraz bilgi edinelim:

Amerikan İç Savaşı veya diğer adıyla Eyaletler Arası Savaş, Amerika Birleşik Devletleri'nin Washington'daki yönetimi ile bu ülkeden ayrılmak isteyen 11 Güney Eyaleti arasında çıkmış geniş kapsamlı bir iç savaştır. 11 Güneyli Eyalet Abraham Lincoln'un 1860 yılında başkan seçilmesiyle Jefferson Davis komutasında bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. 12 Nisan 1861 yılında ise Güney Carolina'daki Sumter Kalesi'nden ilk top atışıyla birlikte savaş başlamıştır.


19. yüzyılın ortalarında Amerika Birleşik Devletleri'nin güneydoğu bölgelerinde büyük çiftliklerin ağırlıkta olduğu ve tarıma dayanan bir ekonomi yerleşmişti. Bu çiftliklerde özellikle pamuk, tütün ve şeker kamışı yetiştirilmekte ve gereken işgücü Afrika'dan kaçırılıp getirilen siyahi kökenlilerden oluşan kölelerden sağlanmaktaydı. ABD'nin diğer bölgelerinde ekonomi sanayiye yönelmiş ve bunun gerektirdiği serbest işgücü için kölelik ortadan kaldırılmıştı. ABD'nin batı kesiminde hala yeni eyaletler kurulmaya devam ediyor ve bu yeni eyaletlerin çoğunda kölelik yasaklanıyordu. Bu ortamda güney eyaletleri köleliğin eninde sonunda güneyde de yasaklanacağından endişelenmekteydiler. Bu da güneyin köleliğe dayanan üretim tarzını kökünden tehdit ediyordu. Köleliği kaldırmaya söz vererek seçime katılan başkan adayı Abraham Lincoln seçimi kazanınca güneyli 7 eyalet (Güney Karolina, Mississippi, Florida, Alabama, Teksas, Georgia ve Louisiana) yeni başkanın köleliği kaldıracağına kesin gözle bakarak hemen ABD'den bağımsızlığını ilan ettiler. Bu eyaletler Jefferson Davis'in başkanlığı altında Amerika Konfedere Devletleri adı altında yeni bir devlet kurdular. Kısa bir süre sonra buna 4 eyalet (Virjinya, Arkansas, Kuzey Karolina ve Tennessee) daha katıldı. Bu toplam 11 eyalet Amerikan İç Savaşı'nda güneyli konfederasyon tarafını oluşturdular. Ülkenin geri kalan kısmı (özellikle kuzeydoğu kısmı) da kuzeyli union "birlik" tarafını oluşturdular. Bir süre sonra iki devlet arasında savaş patlak verdi.
Amerikan İç Savaşı'nın ilk yıllarında hiçbir taraf üstünlük sağlayamadı. Her iki taraftan da birçok kayıplar oldu ve her iki taraf da zaman zaman askeri başarılar elde etse de baskın çıkamadı. 1863 yılının Temmuz ayında gerçekleşen "Gettysburg Muharebesi" önemli bir dönüm noktası oldu. Güneyden 75 bin, kuzeyden 82 bin askerin katıldığı bu kanlı savaşta her iki taraf da askerlerinin yaklaşık üçte birini kaybettiler ama kuzeyliler tartışmasız bir üstünlük sağladı. En sonunda 9 Nisan 1865 tarihinde kuzey orduları güneyli ünlü komutan Robert Edward Lee'nin ordularını birkaç koldan sardılar ve teslim olmaya mecbur bıraktılar. Aynı yılın Haziran ayında geri kalan bütün güney askerleri de silahlarını bırakarak teslim oldular ve Amerikan İç Savaşı kuzeyin zaferiyle sona erdi. Savaş bitince Abraham Lincoln Güney'i sömürmek yerine onları kalkındırmak için çok sayıda karşılıksız borç teklif etti. Kuzeyli toprak sahipleri tam tersini düşünüyordu. Bunun üzerine Senatör Wallace ve "Gizli Servis"i Lincoln'ü öldürme kararını aldı. Eski bir oyuncu olan John Wilkes Booth, Abraham Lincoln'ü başından vurarak öldürdü.
Savaşın bitiminde güneydeki bütün kölelere özgürlük hakları verildi. Kısa bir süre sonra da köleler oy kullanma hakkını kazandılar. ABD'nin güneyinde köleliğe dayanan tarım ekonomisi sona erdi. Amerika Birleşik Devletleri bölünme tehlikesinin üstünden gelerek tekrar tek bir ülke olarak birleşmiş oldu. Savaşın sonunda güneydeki zencilere birçok hak verildiyse de, bunlar kısa süre içinde güneyli beyazlar tarafından geri alındı. Ayrıca savaştan önce ABD'nin güney ve kuzey tarafları eşit zenginlikte iken, savaştan sonra güney ekonomik yıkıma uğradı ve kuzey öne geçti.


Kölelik ile ilgisini görüyoruz Amerikan İç Savaşı'nın. Dolayısıyla Kölelik konusunu merak ediyorsanız eğer daha önce konseptini yapmış olduğum konuya şuradan ulaşabilirsiniz: 


İlgili Tarihi Kurgu Kitapları


1.      Charles Frazier – Soğuk Dağ  (Cold Mountain)



Ağustos 1999, 408 sayfa

Soğuk Dağ, Amerikan İç Savaşı sona erdiğinde, sevdiğine kavuşmak için yola çıkan bir askerin uzun yolculuğunu anlatıyor; nefis bir aşk öyküsü olmanın yanında, olağanüstü bir serüven romanı. Yaralı asker Inman, sevgili Ada'sına doğru yol alırken, Ada ise babasının çiftliğini yeniden diriltmeye çabalarken, her şeyin ne kadar değiştiğini görecek ve bambaşka bir dünyayla yüzleşmek zorunda kalacaktır. 
So
ğuk Dağ, eleştirmenler tarafından Amerikan İç Savaşı'nı en iyi anlatan roman kabul edildi. Ancak verdiği evrensel mesaj, sınırları aşarak tüm insanların yüreğine ulaşıyor. Her yerdeki 'Soğuk Dağ'lar ve bekleyen sevgililer aynı. Savaş her yerde incitiyor, yıkıyor, dünyayı değiştiriyor.

*** Filmi de bulunmaktadır.

2.      Margaret Mitchell – Rüzgar Gibi Geçti (Gone With The Wind)



Haziran 2008, 840 sayfa

Pulıtzer Ödüllü Bir A
şk Ve Savaş Destanı

Güçlü ruhu, çarpıcı güzelli
ğiyle Scarlett O'Hara, hür ve etkileyici Rhett Butler ve romantik, son derece yakışıklı Ashley Wilkes'ın içinde bulunduğu aşk üçgenine, iç Savaş kıyameti eşliğinde tanıklık ediyoruz.

A
şk, ölüm, kan, kül ve savaşın götürdükleri.


 *** Filmi de bulunmaktadır.

3.      Howard Fast – Özgürlük Yolu (Freedom Road)





Ocak 2000, 304 sayfa

Yayınlarımız arasında daha önce yayımlanmış olan ' Suçsuzlar' (Sacco ile Vanzetti) ve 'Fırtınadan Sonra' başlıklı yapıtlarında da olduğu gibi konularını daha çok tarihsel olaylardan seçen ve eşsiz kurgu yeteneğiyle bunları bize canlı bir biçimde yaşatan Howard Fast, elinizdeki romanı, "Faşizme karşı mücadelede hayatlarını vermiş olan kara ve beyaz, sarı ve Kızılderili bacı, kardeş ve arkadaşların anısına" adamıştır. Nerdeyse, bütün dünya dillerine çevrilmiş olan 'Özgürlük Yolu', Amerikan tarihinin çok önemli bir dönemine ışık tutmaktadır. İç Savaş'ın sonunda köleliğin kaldırılmasıyla yaşanan kısa bir özgürlük dönemidir bu. Feodalizm ağır bir darbe yemiş ve burjuvazi kendi iktidarını kurarak kapitalizmin yolunu açmıştır. Toprak ağalarının karşısında canlarını vererek savaşan insanlar renk ve sınıf ayrımına bakılmaksızın özgür yaşayacaklarına inanmışlardır. Oysa burjuvazinin iktidarını sağlamlaştırmasından sonra durumun hiç de öyle olmadığı anlaşılacak, köle tutsaklığının yerini başka bir tutsaklık alacaktır. Özgürlük Yolu'nda özgürlüklerin sınıfsal olduğunu bir kez daha gösteren Fast, Amerikan tarihinin bu çok önemli geçiş dönemini kendine özgü anlatımıyla tarihsel bir fresk çizerek gözler önüne sermektedir.

4.      Robert Hicks – Güneyin Dulu (The Widow of the South)



Nisan 2007, 568 sayfa

Tarihi bir dönemin sonunu getiren çılgınca bir savaşın izlerini süren, müthiş dirayetli ve fark edilir güçte bir kadının, ölümler vahşetinin içinden hayata sahip çıkışının hikâyesini anlatan, müthiş bir kitap..

30 Kasım 1864'teki Franklin Sava
şı, Amerika'da, Güney'de yaşanan en büyük felaketlerden biriydi: 9000 yaralı, 1500 ölü. Yetmiş yedi yıl sonra, bu savaş Winston Churchill'i şuna inandırdı: Amerika gerçekten de II. Dünya Savaşı’nı kazanmak yolunda müttefiklere yardım edebilirdi. Baksanıza, demişti Churchill, kendileriyle bile en sonuna dek savaşmış bu adamlar. Güney'in Dulu, bu savaşın yaralı ve ölülerinin başından geçenleri anlatıyor. Carrie McGavock adlı bir kadının yaralıları iyileştirmek, ölüleri gömmek için verdiği uğraşı.. McGavock çiftliği, savaş sırasında ve sonrasında hastane olarak kullanılıyor ve Carrie de dönemin tüm kadınları gibi misafirlerine hemşirelik yapıyor. İçindeki acıların yangınını söndürebilmek için. Ölen çocuklarının ve daha saklı hüzünlerin.. Aşkın!


5.        Geraldine Brooks – Savaş Yıllarında Aşk (March)



Mayıs 2010, 400 sayfa

Geraldine Brooks, Pulitzer ödüllü kitabında ana karakter olarak Louisa May Alcott'un sevilen klasiği Küçük Kadınlar'dan, zor zamanlarda karısı ve kızlarını bırakıp savaşmaya giden baba karakteri olan Bay March'ı ele alarak Küçük Kadınlar'a farklı bir bakış açısı getirmiş ve İç Savaş yıllarında yaşanan yasak bir aşk, evlilik, cazibe, çekicilik ve acı üzerine kaleme aldığı bu eseriyle kurgulama üzerine ne kadar başarılı olduğunu ve kendisine verilen Pulitzer ödülünü hak ettiğini göstermiştir.
Dönemin Amerika'sını ve Güney'in duygusal sava
ş öncesi dönemini içeren Savaş Yıllarında Aşk, Küçük Kadınlar'daki March ailesinin iyimser çocuklarının hikâyesine yetişkin boyutu katarak; savaşın ahlaki karmaşalarını, aşkı, aşırı idealizmle ve güçlü, yasak bir çekiciliğin cazibesiyle test edilen bir evliliği betimler. Mükemmel bir şekilde yazılmış, başka bir zamanın detaylarını derinleştiren ve tamamen özgün bir hikâye olan Savaş Yıllarında Aşk, Geraldine Brooks'un olağanüstü kurgusuyla okuyucusuyla kavuşuyor.

6.        William Faulkner – Yenilmeyenler (Unvanquished)


Haziran 2012, 192 sayfa

İç Savaş ya da Kuzey-Güney Savaşı ya da Union (Birlik) ile Confederacy (Konfederasyon) eyaletlerinin 1861-1865 yılları arasında yaptıkları savaş Amerikan edebiyatında çok önemli bir yer tutar. Özellikle Güneyli yazarlar için bu savaşın çok büyük bir anlamı vardır. Faulkner, ailesi de bu savaşta yer almış biri olarak, hem doğrudan hem göndermelerle bu savaşa pek çok yapıtında değinmiştir. Yenilmeyenler, yalnız Amerikan İç Savaşı'nın değil belki de bütün savaş edebiyatlarının en ilginç yapıtlarından biridir. Faulkner bu yapıtında savaşı arka plana alarak, yaşlı bir kadın, yeniyetmeliğe yaklaşan bir çocuk ve onun siyah köle arkadaşının başrolde olduğu bir "cephe gerisi" öyküsü kurar. Anlatıyı savaşa kendi özel birliğini kurup katılmış, çiftlik sahibi Albay John Sartoris'in oğlu Bayard Sartoris'in gözünden ve onun ağzından izleriz. Romana adını veren "yenilmeyenler" de bu, cephe gerisindekiler, yaşlı bir kadın ve bir çocukta süregelen direniştir, yoksa Güney'in orduları yenilmiştir...


7.        Cherie Priest – Kemiktitreten (Clockwork Century Serisi 1 - Boneshaker)




Kasım 2012, 460 sayfa

Amerikan İç Savaşı'nın ilk zamanlarında, buzlarla kaplı Klondike bölgesinde altın olduğuna dair söylentiler yüzünden bir yığın insan Kuzeybatı Pasifik'e akın eder. Amerikalı kanun koyucular Alaska bölgesini alıp almamayı tartışırken Rusya, buzun altındaki madeni çıkartacak bir makine yapması için Leviticus Blue adındaki bir mucitle anlaşır. Dr. Blue'nun Olağanüstü Delicisi Kemik Titreten işte böyle ortaya çıkar.

Ama Kemik Titreten daha ilk denemesinde kontrolden çıkıp Seattle
şehir merkezinin altını üstüne getirir ve sayısız insanın ölümüne neden olur. Ne var ki bu devasa aletin yol açtığı felaketin büyüklüğü daha sonra anlaşılacaktır: Kemik Titreten, soluyanları birer yaşayan ölüye çeviren zehirli bir gazın yüzeye çıkmasına sebep olmuştur.

Felaketten on altı sene sonra harap haldeki toksik
şehrin etrafı artık bir duvarla çevrilidir. Dr. Blue'nun dul eşi Briar Wilkes ve oğlu Ezekiel de bu virane şehrin sakinlerindendir. Dr. Blue'nun kötü şöhreti hayatlarını daha da zorlaştırsa da onlar ayakta kalmayı başarır. Ta ki bir gün Ezekiel tarihi yeniden yazmak için duvarın diğer tarafına doğru tehlikeli bir yolculuğa çıkana dek.
Ezekiel'i duvarın di
ğer tarafında gözü dönmüş zombilerle, hava korsanlarıyla, tepeden tırnağa silahlı mültecilerle ve dolu bir şehir beklemektedir. Ve onu oradan sağ salim çıkartabilecek tek kişi annesi Briar'dır. 

8.        Stephen Crane – Kanlı Madalya (The Red Badge of Courage)



2000, 183 sayfa


 Amerikan ve dünya edebiyatının önde gelen aykırı yazarlarından Stephen Crane'in başyapıtı sayılan "Kanlı Madalya" savaş karşıtı 'yazı'nın doruklarında yer alıyor. Amerikan İç Savaşı'nda bir korkağın rastlantılar sonucu nasıl bir kahraman olarak görüldüğünü, gerçekçilik ve simgeciliği kusursuz bir biçimde birleştirerek anlatan roman, savaşın çirkin ve gizli kalan yüzünü gözler önüne seriyor.


9.      Ambrose Bierce – Yaşamın Ortasından (In the Midst of Life - tales Soldiers and Civilians)



2001, 252 sayfa

Kayanın en ucundaydı, hareketsizdi ve arka plandaki gökyüzü tüm hatlarını sergiliyordu. Adam atın üstünde tam bir asker gibi, dimdik oturmaktaydı, ama mermer bir Yunan tanrısı heykelinin dinginliğiyle. Gri üniforması arkasındaki gökyüzüyle uyum içindeydi. Giysi ve silahları dışındaki donanımlarının ve atının eyerinin metali gölgeler tarafından yumuşatılmış ve bastırılmıştı. Hayvanın derisi parlamıyordu. Epey kısaltılmış bir karabina eyer kaşında durmaktaydı. Adam sağ eliyle onu sıkı sıkı tutuyordu. Dizgini tutan sol eliyse görünmüyordu. Gökyüzüne karşı bir silüet gibi duran atın profili kabartma taşlı bir mücevherin keskin hatlarına sahipti. 

Uzaktaki tepelere bakıyordu.

Hafifçe yan dönmü
ş olan binicinin yüzünde sadece bir şakak ve sakal seçiliyordu. Aşağıya, vadinin eteğine bakıyordu. Arka plandaki gökyüzü ve yakında bir düşman kampı bulunduğunun bu açık kanıtının askerde uyandırdığı korku, adamın ve atının heybetli, neredeyse devasa görünmesine yol açıyordu.

10.     Gore Vidal – Lincoln



Nisan 2007, 829 sayfa

Amerikan tarihinin yedi ciltlik bir nehir roman dizisi halinde yeniden yazan ve yaşarken efsaneleşen Gore Vidal, bu ciltte Abraham Lincoln'ü ve onun ülkeyi gelmiş geçmiş en tehlikeli ve kanlı dönemeçten nasıl geçirdiğini anlatıyor.
Sevdikleri, rakipleri ve gelecekteki katili tarafından dikkatle gözlenen, üzerine titrenen bu saf taşra avukatı, korku, hırs ve acının kol gezdiği İç Savaş yılları Washington'ında günden güne uzak görüşlü, yılmaz, kararlı bir lider haline gelecektir.
U
çsuz bucaksız pamuk işletmelerinin, çiftliklerin Güney'iyle sanayileşmiş Kuzey, gözünü hırs bürümüş kapitalistlerle köle sahipleri boğaz boğaza savaşırken, politika ve askerlik bilgisinin doruklarına çıkmaksızın çözülemeyecek düğümler örülür. Özgürlüklerine susamış köleler ne olacak? Amerika ikiye, hatta üçe bölünsün mü? İşte bunun gibi hayati soruları yanıtlayacak ve gerekeni yapacak Lincoln'den başka biri olabilir miydi acaba?

11. Kathleen E. Woodiwiss - Rüzgarda Savrulan Küller



Ekim 2011, 696 sayfa



Zamanımızın en sevilen romancılarından Kathleen E. Woodiwiss'in kaleminden, Amerikan İç Savaşı'nın acı dolu günlerinde geçen nefes kesici, klasik bir tutku hikâyesi.

İç Savaş'ta öksüz kalmış gururlu, genç bir Güneyli olan Alaina MacGaren, yaşadığı toprakların uğradığı yıkımdan bir erkek çocuğu kılığında kaçar ve o peşinden koştuğu güvenli dünyayı bir düşmanın kolları arasında bulur.

Kuzey Eyaletleri'nin oluşturduğu Birlik ordusuna sadakatle hizmet eden gösterişli bir Yanki (Kuzeyli) subayı ve cerrahı olan Cole Latimer'ın şefkatli kalbi, karşısına çıkan bu muhtaç durumdaki masum görünümlü, pejmürde 'delikanlı'ya dayanamaz. Fakat Alaina'nın oynadığı bu maskeli balo bir süre sonra kendini ele verir. Casusluk yaptığı şüphesiyle aranan bu isyankâr kadının iradesi, cesareti ve dayanılmaz güzelliği karşısında, Cole'un ruhu, görev aşkıyla kişisel tutkusu arasında bir savaşa sahne olur. Yollarına çıkan çeşit çeşit engeller aşıldıktan sonra artık geçmişin küllerinden yeni bir hayat kurmak istiyorlarsa, sonucu ne olursa olsun ikisi de kalplerinin onları götüreceği yolu takip etmek zorundadır.

Ayrıca dizisi de yayınlanmış ve çok beğenilmiş bir üçleme seri de bulunmaktadır, umut ediyorum ki Türkçe'ye çevrilir.

John Jakes – North & South Serisi (https://www.goodreads.com/series/40877-north-and-south)

1. Kuzey ve Güney
2. Aşk ve Savaş
3. Cennet ve Cehennem



Ve böylece üçüncü konsept yazımın da sonuna geldim. Bu uzun yazıyı okuma sabrı gösterenlere çok teşekkür ederim. Umarım yazım faydalı olmuştur. 




3 yorum: Leave Your Comments

  1. Çok ilgimi çeken bir konu değil bu ama Rüzgar Gibi Geçti'yi ve Yenilmeyenler'i okumuş olmak isterdim. = )

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir de Koloni Savaşları var aslında onu da ele almak istiyorum. Benim Kölelik ile ilgisi ve o dönemin Amerikası ilgimi çekiyor. Soğuk Dağ ile Rüzgar Gibi Geçti bende var. Güneyin Dulu ile Lincoln de bayağı merak ettiklerimden bakalım. Okursam yorum gelecek zaten her zamanki gibi.

      Sil
    2. Yenilmeyenler ve Savaş Yıllarında Aşk da aslında çok dikkatimi çekiyor. Of keşke hepsini alıp da okuyabilecek zamanım olsaydı :)

      Sil