İlgili Tarihi Kurgu
Kitapları
1.
Charles Frazier –
Soğuk Dağ (Cold
Mountain)
Ağustos 1999, 408 sayfa
Soğuk
Dağ,
Amerikan İç Savaşı
sona erdiğinde,
sevdiğine
kavuşmak
için yola çıkan bir askerin uzun yolculuğunu
anlatıyor; nefis bir aşk
öyküsü olmanın yanında, olağanüstü bir serüven
romanı. Yaralı asker Inman, sevgili Ada'sına doğru yol alırken, Ada ise babasının çiftliğini
yeniden diriltmeye çabalarken, her şeyin
ne kadar değiştiğini
görecek ve bambaşka bir dünyayla
yüzleşmek
zorunda kalacaktır.
Soğuk Dağ, eleştirmenler tarafından Amerikan İç Savaşı'nı en iyi anlatan roman kabul edildi.
Ancak verdiği
evrensel mesaj, sınırları aşarak tüm insanların yüreğine ulaşıyor. Her yerdeki
'Soğuk
Dağ'lar
ve bekleyen sevgililer aynı.
Savaş
her yerde incitiyor, yıkıyor, dünyayı değiştiriyor.
*** Filmi de bulunmaktadır.
2.
Margaret Mitchell
– Rüzgar Gibi Geçti (Gone With The Wind)
Haziran 2008, 840 sayfa
Pulıtzer Ödüllü Bir Aşk Ve Savaş Destanı
Güçlü ruhu, çarpıcı güzelliğiyle Scarlett O'Hara, hür ve etkileyici Rhett Butler ve romantik, son derece yakışıklı Ashley Wilkes'ın içinde bulunduğu aşk üçgenine, iç Savaş kıyameti eşliğinde tanıklık ediyoruz.
Aşk, ölüm, kan, kül ve savaşın götürdükleri.
*** Filmi de bulunmaktadır.
3.
Howard Fast –
Özgürlük Yolu (Freedom Road)
Ocak 2000, 304
sayfa
Yayınlarımız arasında
daha önce yayımlanmış olan ' Suçsuzlar' (Sacco ile Vanzetti) ve 'Fırtınadan Sonra' başlıklı yapıtlarında da olduğu gibi konularını daha çok tarihsel olaylardan seçen ve eşsiz kurgu yeteneğiyle bunları bize canlı bir biçimde yaşatan Howard Fast,
elinizdeki romanı, "Faşizme karşı mücadelede hayatlarını vermiş olan kara ve beyaz, sarı ve Kızılderili bacı, kardeş ve arkadaşların anısına" adamıştır. Nerdeyse, bütün dünya dillerine çevrilmiş olan 'Özgürlük Yolu', Amerikan tarihinin çok önemli bir dönemine ışık tutmaktadır. İç Savaş'ın sonunda köleliğin kaldırılmasıyla yaşanan kısa bir özgürlük dönemidir bu. Feodalizm ağır bir darbe yemiş ve burjuvazi kendi iktidarını kurarak kapitalizmin yolunu açmıştır. Toprak ağalarının karşısında canlarını vererek savaşan insanlar renk ve sınıf ayrımına bakılmaksızın özgür yaşayacaklarına inanmışlardır. Oysa burjuvazinin iktidarını sağlamlaştırmasından sonra durumun hiç de öyle olmadığı anlaşılacak, köle tutsaklığının yerini başka bir tutsaklık alacaktır. Özgürlük Yolu'nda özgürlüklerin sınıfsal olduğunu bir kez daha gösteren Fast, Amerikan tarihinin bu çok önemli geçiş dönemini kendine özgü anlatımıyla tarihsel bir fresk çizerek gözler önüne sermektedir.
4.
Robert Hicks – Güneyin Dulu (The Widow of the South)
Nisan
2007, 568 sayfa
Tarihi bir dönemin sonunu getiren çılgınca bir savaşın izlerini süren, müthiş dirayetli ve fark
edilir güçte bir kadının, ölümler vahşetinin içinden hayata sahip çıkışının hikâyesini anlatan, müthiş bir kitap..
30 Kasım 1864'teki Franklin Savaşı, Amerika'da, Güney'de yaşanan en büyük felaketlerden biriydi: 9000 yaralı, 1500 ölü. Yetmiş yedi yıl sonra, bu savaş Winston
Churchill'i şuna inandırdı: Amerika gerçekten de II. Dünya Savaşı’nı kazanmak yolunda
müttefiklere yardım edebilirdi.
Baksanıza, demişti Churchill,
kendileriyle bile en sonuna dek savaşmış bu adamlar. Güney'in Dulu, bu savaşın yaralı ve ölülerinin başından geçenleri anlatıyor. Carrie McGavock adlı bir kadının
yaralıları iyileştirmek, ölüleri gömmek için verdiği uğraşı.. McGavock çiftliği, savaş sırasında ve sonrasında hastane olarak kullanılıyor ve Carrie de dönemin tüm kadınları gibi misafirlerine hemşirelik yapıyor. İçindeki acıların yangınını söndürebilmek için. Ölen çocuklarının ve daha saklı
hüzünlerin.. Aşkın!
5.
Geraldine Brooks –
Savaş Yıllarında Aşk (March)
Mayıs 2010, 400 sayfa
Geraldine Brooks, Pulitzer ödüllü kitabında ana karakter
olarak Louisa May Alcott'un sevilen klasiği Küçük Kadınlar'dan, zor
zamanlarda karısı ve kızlarını bırakıp savaşmaya giden baba
karakteri olan Bay March'ı ele alarak Küçük Kadınlar'a farklı bir bakış açısı getirmiş ve İç Savaş yıllarında yaşanan yasak bir aşk, evlilik, cazibe, çekicilik ve acı üzerine kaleme aldığı bu eseriyle kurgulama üzerine ne kadar başarılı olduğunu ve kendisine verilen Pulitzer ödülünü hak ettiğini göstermiştir.
Dönemin Amerika'sını ve Güney'in duygusal savaş öncesi dönemini içeren Savaş Yıllarında Aşk, Küçük Kadınlar'daki March ailesinin iyimser çocuklarının hikâyesine yetişkin boyutu
katarak; savaşın ahlaki karmaşalarını, aşkı, aşırı idealizmle ve güçlü, yasak bir çekiciliğin cazibesiyle
test edilen bir evliliği betimler. Mükemmel bir şekilde yazılmış, başka bir zamanın detaylarını derinleştiren ve tamamen özgün bir hikâye olan Savaş Yıllarında Aşk, Geraldine Brooks'un olağanüstü kurgusuyla okuyucusuyla kavuşuyor.
6.
William Faulkner –
Yenilmeyenler (Unvanquished)
Haziran 2012, 192
sayfa
İç Savaş ya da Kuzey-Güney Savaşı ya da Union (Birlik) ile Confederacy (Konfederasyon)
eyaletlerinin 1861-1865 yılları arasında yaptıkları savaş Amerikan edebiyatında çok önemli bir yer tutar. Özellikle Güneyli yazarlar için bu savaşın çok büyük bir anlamı vardır. Faulkner,
ailesi de bu savaşta yer almış biri olarak, hem
doğrudan hem göndermelerle bu savaşa pek çok yapıtında değinmiştir. Yenilmeyenler, yalnız Amerikan İç Savaşı'nın değil belki de bütün savaş edebiyatlarının en ilginç yapıtlarından biridir. Faulkner bu yapıtında savaşı arka plana alarak, yaşlı bir kadın, yeniyetmeliğe yaklaşan bir çocuk ve onun siyah
köle arkadaşının başrolde olduğu bir "cephe gerisi" öyküsü kurar. Anlatıyı savaşa kendi özel birliğini kurup katılmış, çiftlik sahibi Albay John Sartoris'in oğlu Bayard Sartoris'in gözünden ve onun ağzından izleriz. Romana adını veren "yenilmeyenler" de bu, cephe gerisindekiler, yaşlı bir kadın ve bir çocukta süregelen direniştir, yoksa Güney'in orduları yenilmiştir...
7.
Cherie Priest –
Kemiktitreten (Clockwork Century Serisi 1 - Boneshaker)
Kasım 2012, 460 sayfa
Amerikan İç Savaşı'nın ilk zamanlarında, buzlarla kaplı Klondike bölgesinde altın olduğuna dair söylentiler yüzünden bir yığın insan Kuzeybatı Pasifik'e akın eder. Amerikalı kanun koyucular Alaska bölgesini alıp almamayı tartışırken Rusya, buzun altındaki madeni çıkartacak bir makine yapması için Leviticus Blue adındaki
bir mucitle anlaşır. Dr. Blue'nun Olağanüstü Delicisi Kemik Titreten işte böyle ortaya çıkar.
Ama Kemik Titreten daha ilk denemesinde
kontrolden çıkıp Seattle şehir merkezinin altını üstüne getirir ve sayısız insanın ölümüne neden olur. Ne var ki
bu devasa aletin yol açtığı felaketin büyüklüğü daha sonra anlaşılacaktır: Kemik Titreten,
soluyanları birer yaşayan ölüye çeviren zehirli bir gazın yüzeye çıkmasına sebep olmuştur.
Felaketten on altı sene sonra harap haldeki
toksik şehrin etrafı artık bir duvarla çevrilidir. Dr.
Blue'nun dul eşi Briar Wilkes ve oğlu Ezekiel de bu virane şehrin sakinlerindendir. Dr. Blue'nun kötü şöhreti hayatlarını daha da zorlaştırsa da onlar ayakta kalmayı başarır. Ta ki bir gün
Ezekiel tarihi yeniden yazmak için duvarın diğer tarafına doğru tehlikeli bir
yolculuğa çıkana dek.
Ezekiel'i duvarın diğer tarafında gözü dönmüş zombilerle, hava korsanlarıyla, tepeden tırnağa silahlı mültecilerle ve dolu bir şehir
beklemektedir. Ve onu oradan sağ salim çıkartabilecek tek kişi annesi Briar'dır.
8.
Stephen Crane –
Kanlı Madalya (The Red Badge of Courage)
2000, 183 sayfa
Amerikan ve dünya
edebiyatının önde gelen aykırı yazarlarından Stephen Crane'in başyapıtı sayılan "Kanlı Madalya" savaş
karşıtı 'yazı'nın doruklarında yer alıyor. Amerikan İç Savaşı'nda bir korkağın rastlantılar sonucu nasıl bir kahraman
olarak görüldüğünü,
gerçekçilik ve simgeciliği
kusursuz bir biçimde
birleştirerek
anlatan roman, savaşın
çirkin
ve gizli kalan yüzünü gözler önüne seriyor.
9.
Ambrose Bierce –
Yaşamın Ortasından (In the Midst of Life - tales Soldiers and Civilians)
2001,
252 sayfa
Kayanın en
ucundaydı, hareketsizdi ve arka plandaki gökyüzü tüm hatlarını sergiliyordu.
Adam atın üstünde tam bir asker gibi, dimdik oturmaktaydı, ama mermer bir Yunan
tanrısı heykelinin dinginliğiyle. Gri üniforması
arkasındaki
gökyüzüyle uyum içindeydi. Giysi ve
silahları
dışındaki donanımlarının ve atının eyerinin metali gölgeler tarafından yumuşatılmış
ve bastırılmıştı. Hayvanın derisi parlamıyordu. Epey kısaltılmış bir karabina eyer
kaşında durmaktaydı. Adam sağ
eliyle onu sıkı sıkı tutuyordu. Dizgini
tutan sol eliyse görünmüyordu. Gökyüzüne karşı bir silüet gibi duran atın profili kabartma
taşlı bir mücevherin
keskin hatlarına sahipti.
Uzaktaki tepelere bakıyordu.
Hafifçe yan dönmüş
olan binicinin yüzünde sadece bir şakak
ve sakal seçiliyordu.
Aşağıya, vadinin eteğine
bakıyordu.
Arka plandaki gökyüzü ve yakında bir düşman kampı bulunduğunun
bu açık
kanıtının askerde uyandırdığı korku, adamın ve atının heybetli,
neredeyse devasa görünmesine yol açıyordu.
10.
Gore Vidal –
Lincoln
Nisan
2007, 829 sayfa
Amerikan tarihinin yedi ciltlik bir nehir roman dizisi halinde yeniden yazan ve
yaşarken efsaneleşen Gore Vidal, bu ciltte Abraham Lincoln'ü ve onun ülkeyi gelmiş geçmiş en tehlikeli ve kanlı dönemeçten nasıl geçirdiğini anlatıyor.
Sevdikleri, rakipleri ve gelecekteki katili tarafından dikkatle gözlenen, üzerine titrenen bu saf taşra avukatı, korku, hırs ve acının kol
gezdiği İç Savaş yılları Washington'ında günden güne uzak görüşlü, yılmaz, kararlı bir lider haline gelecektir.
Uçsuz bucaksız pamuk işletmelerinin, çiftliklerin Güney'iyle sanayileşmiş Kuzey, gözünü hırs bürümüş kapitalistlerle köle sahipleri boğaz boğaza savaşırken, politika ve askerlik bilgisinin doruklarına çıkmaksızın çözülemeyecek düğümler örülür. Özgürlüklerine susamış köleler ne olacak? Amerika ikiye, hatta üçe bölünsün mü? İşte bunun gibi hayati soruları yanıtlayacak ve gerekeni yapacak
Lincoln'den başka biri olabilir miydi acaba?
11. Kathleen E. Woodiwiss - Rüzgarda Savrulan Küller
Ekim 2011, 696 sayfa
Zamanımızın en sevilen romancılarından Kathleen E. Woodiwiss'in kaleminden, Amerikan İç Savaşı'nın acı dolu günlerinde geçen nefes kesici, klasik bir tutku hikâyesi.
İç Savaş'ta öksüz kalmış gururlu, genç bir Güneyli olan Alaina MacGaren, yaşadığı toprakların uğradığı yıkımdan bir erkek çocuğu kılığında kaçar ve o peşinden koştuğu güvenli dünyayı bir düşmanın kolları arasında bulur.
Kuzey Eyaletleri'nin oluşturduğu Birlik ordusuna sadakatle hizmet eden gösterişli bir Yanki (Kuzeyli) subayı ve cerrahı olan Cole Latimer'ın şefkatli kalbi, karşısına çıkan bu muhtaç durumdaki masum görünümlü, pejmürde 'delikanlı'ya dayanamaz. Fakat Alaina'nın oynadığı bu maskeli balo bir süre sonra kendini ele verir. Casusluk yaptığı şüphesiyle aranan bu isyankâr kadının iradesi, cesareti ve dayanılmaz güzelliği karşısında, Cole'un ruhu, görev aşkıyla kişisel tutkusu arasında bir savaşa sahne olur. Yollarına çıkan çeşit çeşit engeller aşıldıktan sonra artık geçmişin küllerinden yeni bir hayat kurmak istiyorlarsa, sonucu ne olursa olsun ikisi de kalplerinin onları götüreceği yolu takip etmek zorundadır.
Ayrıca dizisi de yayınlanmış ve çok beğenilmiş bir üçleme seri de bulunmaktadır, umut ediyorum ki Türkçe'ye çevrilir.
1. Kuzey
ve Güney
2. Aşk ve Savaş
3. Cennet
ve Cehennem
Ve böylece üçüncü konsept yazımın da sonuna geldim. Bu uzun yazıyı okuma sabrı gösterenlere çok teşekkür ederim. Umarım yazım faydalı olmuştur.